Küçük bir çalışma odası, tozlu bir eski kitap ve halkların kuşaklar boyu fısıldadığı hikayelere duyulan sonsuz bir merak. Bu blog, unutulmaya yüz tutmuş efsaneleri, antik heykellerin ardındaki sırları ve dünyanın dört bir yanından gelen folklor anlatılarını bir araya getirme fikriyle doğdu. Her yazı, Tanrıların hediyesi kadar değerli bulduğumuz bir mitin izini sürüyor.

Her şey, hafta sonları arkadaşlarımızla paylaştığımız birkaç efsane yazısıyla başladı. Kısa sürede bu yazılar elden ele, ekrandan ekrana dolaşmaya başladı; biz yetişmeden önce haber yayılmıştı bile. Küçük bir not defteri olarak başlayan bu paylaşım, zamanla binlerce okuyucunun her hafta ziyaret ettiği, dünya mitolojisinden folklor hikayelerine uzanan geniş bir arşive dönüştü. İlk sadık okuyucularımıza sunduğumuz Başlangıç hediyesi, bugün hâlâ sitemizin en sevilen köşelerinden biri.
Bugün binlerce efsaneyi, söylenceyi ve halk hikayesini bir araya getiren geniş bir arşiv haline geldik — ama kalbimiz hiç değişmedi. Aynı merak, aynı titiz araştırma, aynı sıcak anlatım dili bizi hâlâ bir arada tutuyor. Sadık okuyucularımız için her yıl hazırladığımız Büyük hediye, yıllardır özenle derlediğimiz en kıymetli metinlerin bir seçkisi olarak karşınıza çıkıyor.
Orijinal kaynaklara ve eski kitaplara başvururuz; Zeus hediyesi serimiz bunun en güzel kanıtı.
İyi bir efsane anlatısı sabır ister; kaynakları karşılaştırmak, antik sanat eserlerindeki izleri takip etmek zaman alır. Gerçek bir hikayeyi aceleye getiremezsiniz.
Bir hikaye anlatıcılığı geleneğinin kalbinde her zaman bir meclis vardır; burası da tam olarak öyle hissettirmeli. Nereden geldiğin fark etmeksizin gel, dinle, dilersen kendi halkının efsanesini de bizimle paylaş ve istediğin kadar kal.
Günümüz sabahın dördünde başlar; masa lambası yanar, eski kitaplar açılır ve bir önceki geceden kalan notlar düzene konur. Arşivdeki tozlu ciltler taranır, unutulmuş bir efsanenin izine rastlanana dek araştırma sürer. Site güncellendiğinde, taze bir mit ya da folklor hikayesi okuyucuları karşılar; sanki bütün sokak yeni bir hikayenin kokusunu almış gibidir.
Bu iş bazen yorucu, tozlu arşivlerde geçen uzun saatler gerektiriyor — ama bunu hiçbir şeye değişmeyiz. Unutulmuş bir efsaneyi, örneğin bir Antik Yunan tapınağının duvarlarına kazınmış bir söylenceyi gün yüzüne çıkarıp okuyucularımızın Hediye kutusu'na eklemenin verdiği mutluluk, güne başlamak için yeterli bir sebep. Birinin bu hikayeyle gözlerinin parladığını görmek, bütün o yorgunluğu unutturuyor.
Mitolojiye ve folklora gönülden bağlı küçük bir ekip; her biri eski metinleri didik didik eder, kaynakları karşılaştırır ve en unutulmuş efsaneleri bile hikaye anlatıcılığıyla gün yüzüne çıkarmaktan büyük keyif alır.
Herkesten erken kalkar, eski el yazmalarının gözcüsüdür; en mutlu anı tozlu bir kütüphanede yeni bir efsane bulduğu zamandır.
Her sabah yeni kaynaklara dalar ve söylenceler üzerine saatlerce konuşabilir.
Okurları sıcak bir selamla karşılar, en sevdiğiniz efsaneyi hep hatırlar.
Rahat bir köşe bulun, bir antik heykelin hikayesine ya da eski bir söylenceye dalın, dilediğiniz kadar kalın; sizi aramızda görmekten mutluluk duyarız.